tam bir ... - Türkçe İngilizce Sözlük

tam bir ...

"tam bir ..." teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Argo
tam bir ... a bitch of (something) expr.

"tam bir ..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
tam bir uyum total harmony i.
tam bir gizlilik strict secrecy i.
tam bir hafta a full week i.
tam sarışınlara göre bir yer real blonds paradise i.
tam bir bela a positive nuisance i.
tam bir yabancı perfect stranger i.
tam bir deneyim quite an experience i.
tam bir yalancı chronic liar i.
tam bir yalancı pathological liar i.
tam bir yalancı habitual liar i.
tam bir yalancı compulsive liar i.
tam bir fiyasko a total flop i.
tam bir fiyasko a total fiasco i.
tam bir fiyasko a total washout i.
bir cins tam buğday unu graham flour i.
tam bir kayıp a complete waste i.
tam bir örneği prime example i.
bir (tam) sayının 1 eksiği preceding number i.
bir (tam) sayının 1 sayı önce geleni preceding number i.
(bir şeyin) tam tersi the reverse i.
bir ipin silindir etrafında tam tur dönüşü lap i.
bir işi tam yapan kimse whole-hogger i.
tam bir dinlenme halinden sonra tekrar başlangıç yapma getaway i.
dörder çiftten oluşan gruplarla yapılan bir dansta kişinin tam karşısındaki dansçı opposite i.
gök cismi etrafında bir tam tur dönüşü tamamlamak için geçen süre orbit period i.
tam ortasında bir "y" tasviri yer alan arma shakefork i.
bir şeyi tam istenilen şekilde yapmak get something right f.
bir işi tam yapmak go the whole hog f.
tam bir anlayışsızlık göstermek show a total lack of comprehension f.
tam bir dönüş yapmak come full circle f.
tam bir kopyası olmak bear a striking resemblance to f.
bir dile tam anlamıyla hakim olmak have a full command of a language f.
tam bir trajedi gibi görünmek seem like such a tragedy f.
tam anlamıyla birinci sınıf bir skandal olmak have all the makings of a first-class scandal f.
-e tam bir tezat teşkil etmek stand in stark contrast to f.
tam tersi bir durumu olmak have a reverse situation f.
tam tersi bir duruma sahip olmak have a reverse situation f.
(iyi bilinmeyen bir şeyin) tam bir tanımlamasını yapmak reconstruct f.
tam bir tur atmak swing round the circle f.
tam bir tur attırmak swing round the circle f.
(bir şeyin) tam boyut ve şeklini kararlaştırmak develop f.
(ışık) tam geçirgen olmayan bir şeyden geçmek filter f.
bir yere tam oturmak seat f.
tam bir full-blooded s.
tam anlamıyla/tam bir royal s.
tam bir gün sürmeyen ahemeral s.
adı veya karakteri bir şeyin tam zıttı olan antilogous s.
(bir şeyin) değerini tam olarak kavrayamamış misappreciative s.
tam bir pure s.
(vurgu anlamında) tam bir full s.
tam bir (bazen alaycı şekilde) right zf.
tam bir yöne doğru due zf.
tam bir to the core zf.
tam bir şekilde to a t zf.
tam bir içtenlikle in all sincerity zf.
tam bir (alaylı bir ifadeyle söylenir) right zf.
tam (belirli bir saatte) sharp zf.
tam gelişmemiş anlamı veren bir ön ek lyo- ök.
Öbek Fiiller
(birini veya bir şeyi başka birinin veya bir şeyin) tam önüne yerleştirmek/koymak set something before (someone, something, or some creature) f.
(birini veya bir şeyi başka birinin veya bir şeyin) tam önüne yerleştirmek/koymak set (someone or something) before (someone or something) f.
davranışlarıyla/yaptıklarıyla tam bir erdem/bilgelik örneği/timsali olmak exemplify (something) by (something) f.
davranışlarıyla/yaptıklarıyla tam bir erdem/bilgelik örneği/timsali olmak exemplify something by something f.
(bir şeyi yapmak) tam (birinin) yapacağı iş olmak trust (one) to (do something) f.
(bir şeyi yapmak) tam (birine) göre bir iş olmak trust (one) to (do something) f.
(bir şeyi yapmak) tam senlik/onluk vs. bir iş olmak trust (one) to (do something) f.
bir yelkeni rüzgarı tam tutacak şekilde kesmek fill away f.
birini/bir şeyi birinin veya bir şeyin tam yukarısına yerleştirmek set someone or something above someone or something f.
birini/bir şeyi birinin veya bir şeyin tam yukarısına koymak set someone or something above someone or something f.
bir şeyi bir şeye tam oturtmak snap something in f.
(bir şeye) tam oturtmak snap into (something) f.
bir şeye tam oturmak snap into something f.
bir şeyi bir şeye tam oturtmak snap something into something f.
(bir şeyin) tam karşısına geçmek square up with (something) f.
(bir şeyin) tam karşısında durmak square up with (something) f.
(bir şeyin) tam dibinde olmak verge on (something) f.
(bir şeyin) tam dibinde olmak verge upon (something) f.
(bir şeyin) tam zamanı/yeri olmak call for (something) f.
(bir şeyin) tam tersi/aksi olmak contrast to (something) f.
(bir şeyi birine) tam olarak söylemek enunciate (something) to (one) f.
birini bir şeye tam hazır/uygun hale getirmek fit someone for something f.
(birini bir şeye) tam hazır/uygun hale getirmek fit (one) for (something) f.
(bir şeye) tam oturmak flush with (something) f.
(bir şeyle) tam örtüşmek flush with (something) f.
(bir şey) üzerinde tam kontrol sağlamak sew (something) up f.
(tam bir sayıya/parçaya) bölmek/ayırmak split into (number or fraction) f.
(tam bir sayıya/parçaya) bölünmek/ayrılmak split into (number or fraction) f.
(tam bir sayıya/parçaya) bölünmek/ayrılmak split in (number or fraction) f.
(tam bir sayıya/parçaya) bölmek/ayırmak split in (number or fraction) f.
İfadeler
tam bir saat a full hour expr.
tam bir düzine a round dozen expr.
tam bir umutsuzluk içinde in the depths of despair expr.
tam bir başarı quite an achievement expr.
tam bir gün sonra on the very next day expr.
bir kadın tam kadın too many cooks in the kitchen [us] expr.
(bir şeyin) tam ortasında in the heat of (something) expr.
(biri/bir şey) tam bir (bir şey) (something), thy name is (someone or something) expr.
tam (belli bir zaman) içinde in (an amount of time) flat expr.
(bir şeyin) tam ortasında in the middle of (something) expr.
Konuşma Dili
tam bir kopyası the spitting image of i.
tam bir isim listesi a full roster i.
tam bir cehennem a living hell i.
tam bir vatansever a patriot through and through i.
tam bir yalancı a stone liar i.
tam bir yalancı a flat-out liar i.
tam bir başbelası the very devil i.
tam bir maço man's man i.
tam bir çöp a load of (old) rubbish, nonsense, etc. i.
tam (bir şey) yapma yeri the place to be i.
tam (bir şey) yapılacak yer the place to be i.
tam (bir şey) yapmalık yer the place to be i.
tam bir aptal no-brow i.
tam domuzlara uygun bir yer pig heaven i.
film ve edebiyatta kendi içerisinde tam bir karakter olmak yerine erkek kahramanın kişisel gelişimine katkıda bulunan ve onunla aşk ilişkisi olan sevimli ve ilginç özgür ruhlu kadın karakter mpdg (manic pixie dream girl) i.
tam bir baş belası a thorough pest i.
tam bir baş belası a thorough nuisance i.
tam bir baş belası a thorough mess i.
(bir şeyin) tam konumu/yeri fix on (something) i.
tam bir sabır taşı olmak be patience itself f.
tam bir (bir şey) örneği olmak be (something) itself f.
tam bir sabırlılık örneği olmak be patience itself f.
tam bir (bir şey) abidesi olmak be (something) itself f.
tam senlik/onluk bir iş olmak leave it to someone f.
(bir şeyi yapmak) tam (birinin) yapacağı iş olmak leave (something) to (one) (to do something) f.
tam (birine) göre bir iş olmak leave it to someone f.
(bir şeyi yapmak) tam senlik/onluk bir iş olmak leave (something) to (one) (to do something) f.
(bir şeyi yapmak) tam (birine) göre bir iş olmak leave (something) to (one) (to do something) f.
(birine veya bir şeye tam) destek vermek be (all) for (someone or something) f.
(bir sorumluluğa, tavra, unvana) tam tamına uymak/uygun olmak wear well f.
(bir rolle, tavırla, unvanla) tam anlamıyla örtüşmek wear well f.
bir şeyi tam anlamak get something right/straight f.
tam (senlik/onluk) bir iş olmak trust to do f.
tam (birine) göre bir iş olmak trust to do f.
tam bir big fat s.
tam bir budala daft as a brush [uk] s.
tam bir beyinsiz daft as a brush [uk] s.
tam bir gizlilik içerisinde in strict confidence expr.
tam bir dağınıklık all over the place expr.
tam bir sürpriz oldu I declare to goodness expr.
tam bir sürpriz oldu I declare (to goodness)! expr.
(birinin) bir göreve, role tam uyması someone's face fits expr.
(birinin) bir göreve, role tam olması someone's face fits expr.
(birinin) bir göreve, role tam olması (one's) face fits expr.
(birinin) bir göreve, role tam uyması (one's) face fits expr.
bu tam bir soygun that's a rip-off expr.
(bir şey) tam senlik (something) is you expr.
(bir şey) tam sana göre (something) is you expr.
(bir şey) tam sana uygun (something) is you expr.
tam bir (bir şey) every inch the (something) expr.
tam (bir) yıldız every inch the star expr.
tam (bir) yıldız every inch a star expr.